Şenol Tombaş,01.11.1975’de Ordu’nun Ünye ilçesinde doğdu. Liseyi “ Sosyal Bilimler” alanından bitirdi. Anadolu Üniversitesi Radyo ve TV. Prg. Okudu. Anadolu Radyo’da “Halk Edebiyatı” programını hazırlayıp sundu... [Devamı]

Şenol Tombaş hakkında

Şenol Tombaş,01.11.1975’de Ordu’nun Ünye ilçesinde doğdu. Liseyi “ Sosyal Bilimler” alanından bitirdi. Anadolu Üniversitesi Radyo ve TV. Prg. Okudu. Anadolu Radyo’da “Halk Edebiyatı” programını hazırlayıp sundu. Bir süre “Elif” dergisinde çalıştı. Bilge Kültür Sanat Yayınevi’nde editörlük yaptı. Yaklaşık on beş yıldır-yazı atölyelerinde-yazı türlerini inceleme ve teknik çalışmalarda bulundu. Bilhassa“öykü” merkezli çalışmalar yaptı. Yazar, Beyoğlu Belediyesi “Turabibaba Kütüphanesi’nde ve Kültür Bakanlığı’na bağlı “Orhan Kemal İl Halk Kütüphanesi”nde ve İSMEK’te,“ Yazarlık Atölyesi” hocalığı yapmaktadır. İki ayda bir yayınlanan; Halk Edebiyatı Dergisi’nin imtiyaz sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni’dir. Yazarın, ilk öykü kitabı “ Bu Bahar Sonbahar” Çağrı Yayınları’ndan neşredilmiştir. Diğer kitapları: “Aynaya Yazılan Mektuplar”(hikâye) ve “Kibirli Güneş” (masal) “Halk Edebiyatı Dergisi Yayınları’ndan çıkmıştır. Ayrıca Tuna Yayınları’ndan neşredilmiş Osmanlı Tarihi üzerine de yazmış olduğu eserleri bulunmaktadır; sırasıyla: Safiye Sultan’ın Murad’ı(roman) Boğdurulan Şehzadeler(hikâye) Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Selim, Sultan II. Abdülhamid/ senoltombas@hotmail.com www.senoltombas.com www.halkedebiyatidergisi.com www.bizimedebiyatimiz.com

Biz Fani Olsak da Sözümüz Bakidir

Biz Fani Olsak da Sözümüz Bakidir

 

(Halk Edebiyatı Dergisi'nin 20.sayısının başyazısıdır.)

Merhaba Sevgili Okur,

Çok şükür 20.sayımızı da çıkardık. Dergi çıkarmak Ağrı Dağı’na tank çıkarmak kadar zor. Fakat savaşmak için, var olabilmek için bunu yapmamız gerekiyorsa bulutlara da çıkarız. Öyle ki atom bombası gücü olmasa bizde çorabımızı bile çıkarmaya hal kalmaz. Belki de dergi çıkarmanın sırrı tüm zorlukları yenecek aşkımızın olması. İbadet aşkıyla işimize sarılmamız. İş de sevgi ister, samimiyet ister; fakat ben dergimizi iş değil, aşk olarak gördüm her zaman. Eğer böyle bakmasaydım 20 sayı çıkartmak mümkün olmayabilirdi.

Kimseden takdir beklemiyoruz. Beklemek bizim âdetimiz değildir; çünkü biz zaman gibi hep ileriye akarız. Şunu biliyoruz ki şartlara yenilen Fatih olamaz. Hedeflerimize vardığımızda da “Fatih” olmayacağımızı biliyoruz; fakat üretenin önüne örülen surları yıkmanın bahtiyarlığını yaşayacağız. Kâğıt üretemesek de fikir üreteceğiz, matbaa olamasak da bulutlara basacağız yazılarımızı. Hem emeğimizi verip hem cebimizden hem de almadan versek de yine de üretmeye devam edeceğiz; çünkü gerçek sanatçı güneş gibi ışıktan cümlelerini saçmaya mecburdur. Zaten üretmeyen sanatçı ölmüş demektir.

Mehmet Akif bir şey beklediği için sanat yapmadı. Ömer Seyfettin kadavra bile oldu. Sabahattin Ali “Benim meskenin dağlardır dağlar” dedi ve kursağındakileri ağaçların köklerine kustu. Necip Fazıl “Çile” dedi. Peyami Safa “Yalnızız” dedi. Öte yandan yine Sabahattin Ali araya girdi: “Başın öne eğilmesin, aldırma gönül aldırma. ”diye söyleyince başımızın niye eğilmediğini daha iyi anladık. Kimine bal gibi gelir sözlerimiz, kimine de baston gibi. Eh, herkes cennete giremeyecek! Herkes söylediğimizi anlayamayacak. Nitekim bugün bu sanatçılar yaşadığı dönemden daha fazla yaşıyorlar. Peki, siz neredesiniz, ey engeller takımı? Dinozorlar gibi yok oldunuz değil mi?

Eğer kelimeler özgür kalırsa dilimizin bağı çözülür. Sözler aç kalırsa cümle olamadan ölürler. Kelimeler olmazsa kimse anlaşamaz; türküler susar, dualar da avuçlarda kuruyup kalırlar. İşte, biz bunun için kelimeleri birleştirdik; çünkü insanlar da ancak böyle birleşir, dedik. Tek başımıza fotoğraf bile çekinmedik, okul olduk, onlarca gence ilham olduk, yol gösterdik. Birçok insanın kitabını çıkardık, kültür tarihine katkı sağladık, sağlayacağız da. Peki, size ne oluyor da hep kendi değirmenize su taşıyorsunuz? Kimseyi beğenmiyorsunuz. Tekel bayi misin edebiyatta da tekelleşiyorsunuz? Siz, sigara gibisiniz hem kendinize hem de çevrenize zarar veriyorsunuz. İşin kaymağını yiyorsunuz her yerdesiniz daha ne istiyorsunuz. Sizden bir şey beklediğimiz de yok. Üretene bari engel olmayın, bal yapmıyorsunuz bari sokmayın.

 Biz gerçekten işini, vatan aşkıyla yapan sanatçıları ve de siyasetçileri tenzih ederiz, onlara saygımız sonsuz. Sayılarının artmasını da temenni ediyoruz. Kendi ülkemizde kendimize koyduğumuz engellerden kurtulup vatanın gerçek sahibi olup medeniyete katkı sağlamak istiyoruz. Eğer üretmek suç değilse sanatçıya destek olunmalı. Hiç değilse vergi yükü, baskı maliyetlerinde indirim yapılması bile yeterlidir. Bir de kitap ve dergi alımlarının sayıları artırılmalı. Ödemelerde de borcu yoktur yazısı kaldırılmalı, borcu olmayan dergi mi olur? Çünkü bu bir ticaret değil, sanatçı yeri geldiğinde hem cebinden hem de emeğinden veriyor. Kim edebiyat dergilerinden para kazanmış? Bu sanatçının fedakârlıklarla yaptığı bir kültür hizmetidir. Yanlış anlaşılmasın bir şey beklemiyoruz; sadece onurumuzla yaşamak ve her şey olması gerektiği kadar olursa zaten sorun kalmaz. “Üretmeyin” diyorsanız, bunu biz de düşündük; fakat üretmeden yaşamak sanatçının ölümü demektir. O halde üretmek yokluğa karşı direnmektir.

Edebiyatın birleştiriciliğine inanıyorsak- medeniyete kim katkı sağlıyorsa- ona destek çıkmak lazım. “En büyük benim, bana hayran olun, beni alkışlayın.” Sen benden çık , “bize” bir gel, o vakit o da olur; ama bir benliğinden sıyrıl.

Velhasıl üretene destek çıkmalıyız. Üretiyoruz diye bir ayrıcalık beklemiyoruz; fakat ürettiğimizden de pişman olmak ya da üretiyoruz diye cezaya çarptırılmış hissine de kapılmak istemiyoruz. Bilhassa kültür-sanat anlamında taşın altına elini sokmuş hatta gövdesini bu cengâverlere daha çok destek olunmalı. Hem manevi hem de maddi çünkü nitelikli bir dergi çıkarmak, çağın en ileri teknolojilerini üreten fabrikayı kurmak kadar önemlidir. Düşüncenin gelişmediği bir ülkede hiçbir şey ilerlemez. Fikir üreteceksin ki dünyayı onunla yönetesin. Biz kendi adımıza karşılık beklemeden bunu yapmaya çalışıyoruz. Şunu da biliyoruz ki herkesin malı, mevkii, makamı, kolaydan kazandığı paralar tükenir, gelir ve geçer ama bizim ürettiklerimiz ilelebet baki kalır. Sözümüz mahşerde söyleyeceklerimizin de beyanıdır.

Malum biz fani olsak da sözümüz Baki’dir. O da değilse Fuzuli’dir.

Şenol Tombaş

—————————————
'Sitemizde yazılan tüm yazılar Bizimedebiyatimiz.com yazarlarına aittir.Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.'

Bu yazı Haber, Kitap & Dergi, Kültür-Sanat kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir